<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sigorta Sor &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.sigortasor.com/kategori/saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sigortasor.com</link>
	<description>Sigorta sorgulama</description>
	<lastBuildDate>Wed, 14 Jul 2010 08:24:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Sağlık Personeli Alımı</title>
		<link>http://www.sigortasor.com/saglik-personeli-alimi.aspx</link>
		<comments>http://www.sigortasor.com/saglik-personeli-alimi.aspx#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2009 21:21:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sgk Haber]]></category>
		<category><![CDATA[2009 sağlık personeli alımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sigortasor.com/?p=181</guid>
		<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı&#8217;na ilk etapta alınacak 16 bin 272 personelin alanları ise şu şekilde olacak; 7 bin 407 sağlık memuru, 3 bin 760 hemşire, 2 bin 367 ebe, 30 biyolog, 99 çocuk gelişimci, 832 diş doktoru, 317 diyetisyen, 501 eczacı, 675 fizyoterapist, 284 psikolog, 56 sağlık fizikçisi, 641 tekniker ve 135 araştırmacı. Alım şartları ise: bakanlığa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı&#8217;na ilk etapta alınacak 16 bin 272 personelin alanları ise şu şekilde olacak; 7 bin 407 sağlık memuru, 3 bin 760 hemşire, 2 bin 367 ebe, 30 biyolog, 99 çocuk gelişimci, <span id="more-181"></span>832 diş doktoru, 317 diyetisyen, 501 eczacı, 675 fizyoterapist, 284 psikolog, 56 sağlık fizikçisi, 641 tekniker ve 135 araştırmacı.</p>
<p>Alım şartları ise: bakanlığa sadece Kamu Personeli Seçme Sınavı&#8217;na (KPSS) girip yeterli puanı alanlanlar başvurabilecek. Elemeler en yüksek puan sıralamasına göre gerçekleştirilecek. Başvurular 9-13 Şubat tarihleri arasında yapılacak. Mart ayında ilk olarak 16 bin 272 yeni personel sağlık sektörüne alınacak. Haziran ayında da 4 bin sağlıkçı daha işe alınacak. Böylece 2009 yılı içinde 20 bin kişiye istihdam sağlanmış olacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sigortasor.com/saglik-personeli-alimi.aspx/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muayene 2 Lira 40 Kuruş</title>
		<link>http://www.sigortasor.com/muayene-2-lira-40-kurus.aspx</link>
		<comments>http://www.sigortasor.com/muayene-2-lira-40-kurus.aspx#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2009 21:10:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[muayene ücreti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sigortasor.com/?p=176</guid>
		<description><![CDATA[Son yıllarda özel sağlık sektörü, birtakım sorunlarla karşı karşıya gelmiştir. Bir grup hekim ve sağlık işletmecisiyle yaptığımız sohbetlerde, &#8216;Acaba devletimiz bir kişinin muayenesini kaç liraya mal ediyor?&#8217; diye hesap yaptık. Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ve Tedavi Yardımına ilişkin Uygulama Tebliği&#8217;ne (TUT) göre bir muayene, KDV dahil, 16 lira 74 kuruş olarak belirlenmiştir. Yani bir özel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda özel sağlık sektörü, birtakım sorunlarla karşı karşıya gelmiştir.<br />
Bir grup hekim ve sağlık işletmecisiyle yaptığımız sohbetlerde, &#8216;Acaba devletimiz bir kişinin muayenesini kaç liraya mal ediyor?&#8217; diye hesap yaptık. <span id="more-176"></span><br />
Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ve Tedavi Yardımına ilişkin Uygulama Tebliği&#8217;ne (TUT) göre bir muayene, KDV dahil, 16 lira 74 kuruş olarak belirlenmiştir. Yani bir özel sağlık kuruluşuna gelen hastanın muayenesi için kamunun verdiği ücret budur.</p>
<p>Bu rakamı irdelemeye devam edersek: Bunun 1 lira 24 kuruşu, KDV olarak devlete geri ödeniyor. Yüzde 20 vergiyi de hesaba kattığımızda, 3 lira 01 kuruş da gelir vergisine gidiyor. Bütün bu vergileri ve vatandaşın devlete katılım payı olarak ödediği 10 lirayı da kamunun ödediği 16 lira 74 kuruştan çıkardığımızda, geriye 2 lira 40 kuruş kalıyor. Yani kamu, bir hastanın muayenesini 2 lira 40 kuruşa mal etmiş oluyor. Bu durumda özel sağlık kuruluşları yok olacaktır. Burada ilgililere, Şeyh Edebali nin &#8220;İnsanı yaşat ki devlet yaşasın&#8221; sözünü hatırlatmak istiyorum.</p>
<p>Özel sağlık kuruluşları ne diyor? Milyonlarca dolarlık yatırım yapan özel sektör, &#8220;Elbette hastalarımıza kısa sürede güvenli ve en ekonomik şekilde sağlık hizmeti verelim. Ancak bu hizmeti verirken kurumlarımızın kapanmasına ve personel çıkarmasına sebep olacak etkenler de ortadan kaldırılsın&#8221; diyor.</p>
<p>Birkaç gün önce Ankara ve diğer illerden gelen özel sağlık kuruluşları temsilcileriyle Türkiye Sağlık İşletmeleri Derneği (TÜSİDER) Yönetim Kurulu, Sağlık Bakanlığı’nda bir toplantıya katıldı. Bu toplantıya Sağlık Bakanlığı Müsteşarımız Prof. Dr. Nihat Tosun, Müsteşar Yardımcısı Yard. Doç. Dr. Hakkı Yeşilyurt, Tedavi Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Serdar Mercan da katıldı.</p>
<p>Sektör temsilcileri bu toplantıda, &#8220;Bu gidişle her kuruluş, küçülecektir. Bu da çalışanların işten çıkarılması anlamına gelmektedir. Zaten Türkiye&#8217;de özel sağlık kuruluşları, krizle birlikte yaşanan ağır sorunları taşıyamaz hale gelmiştir&#8221; diyerek, içinde bulundukları durumu dile getirdi.</p>
<p>Özel sağlık kuruluşlarının temsilcileri bazı sorun ve beklentilerini de şöyle sıraladı:</p>
<p>- Kredi imkanı tanınması, vergi ve SSK primlerinde indirime gidilmesi&#8230;<br />
- Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından son zamanlarda istenen &#8216;SSK prim ve vergi borcu yoktur&#8217; yazılarının kurumlan zora soktuğu&#8230;<br />
- Kamu adına toplanan 10 liralık katılım payı ile ilgili yaşanan olumsuzluklara çözüm bulunması&#8230;<br />
- Sosyal Güvenlik Kurumu fatura inceleme birimlerinde yapılan kesintilerin, artık tıbbi ve etik kuralları altüst eder hale geldiği, ortalama her kurumdan yüzde 25&#8242;lere varan kesintiler yapıldığı&#8230;<br />
- SUT fiyatlarının, dört yıldır enflasyon oranlarında artırılması beklendiği halde, son iki yıl içinde yüzde 40&#8242;a yakın oranda indirildiği, bunun maliyetleri bile karşılamaktan uzak olduğu&#8230;<br />
- Özel sağlık kuruluşlarında doktor istihdamıyla ilgili mevzuattan kaynaklanan sorunların devam ettiği, bunun da verilen hizmete olumsuz yansıdığı&#8230;</p>
<p>Toplantıda, Sağlık Bakanlığı Müsteşarımız Prof. Dr. Nihat Tosun ve diğer bürokratlar, kendilerine aktarılan sorunların, çözülebilecek nitelikte olduğunu belirterek, &#8220;özel sağlık kuruluşları ayakta kalmalı ve hizmete devam etmelidir&#8221; dedi.</p>
<p>TÜSİDER Genel Sekreteri Dr. Serdar Sargın da &#8220;Ya sorunlarımız çözülür ayakta kalırız ya da çözülebilecek nitelikteki sorunlarımız nedeniyle batar gideriz&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sigortasor.com/muayene-2-lira-40-kurus.aspx/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıkta yemek ücreti kesintileri kalkıyor</title>
		<link>http://www.sigortasor.com/saglikta-yemek-ucreti-kesintileri-kalkiyor.aspx</link>
		<comments>http://www.sigortasor.com/saglikta-yemek-ucreti-kesintileri-kalkiyor.aspx#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2009 11:47:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık çalışanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sigortasor.com/?p=153</guid>
		<description><![CDATA[Sağlık- Sen Genel Başkanı Mahmut Kaçar, önümüzdeki hafta içinde yemek ücreti kesintilerini sona erdirecek mevzuat düzenlemesinin yapılacağını açıkladı. Yataklı tedavi kurumlarında çalışan sağlık personelinden yemek ücreti kesintisi uygulamasının kaldırılması için Başbakan&#8217;ın talimat verdiğini kaydeden Kaçar, son bir hafta içinde yemek ücreti uygulamasının kaldırılması konusunda gerçekleştirdikleri yoğun temasların neticesinde sorunu çözdüklerini açıkladı. Hafta içinde Sağlık ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık- Sen Genel Başkanı Mahmut Kaçar, önümüzdeki hafta içinde yemek ücreti kesintilerini sona erdirecek mevzuat düzenlemesinin yapılacağını açıkladı.<span id="more-153"></span></p>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;">Yataklı tedavi kurumlarında çalışan sağlık personelinden yemek ücreti kesintisi uygulamasının kaldırılması için Başbakan&#8217;ın talimat verdiğini kaydeden Kaçar, son bir hafta içinde yemek ücreti uygulamasının kaldırılması konusunda gerçekleştirdikleri yoğun temasların neticesinde sorunu çözdüklerini açıkladı. </span></p>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;">Hafta içinde Sağlık ve Maliye Bakanlıkları ile Başbakanlık nezdinde önemli görüşmeler gerçekleştiren Kaçar, &#8220;Yoğun girişimlerimiz sonucu Sayın Sağlık Bakanımız konuyu Başbakan&#8217;a iletmiştir. Sayın Başbakan da sorunu ortadan kaldıracak düzenlemenin önümüzdeki hafta içinde yapılması noktasında talimat vermiştir. Yapılacak düzenleme ile hem Sağlık Bakanlığı&#8217;na bağlı yataklı tedavi kurumlarında hem de üniversite hastanelerinde yemek ücreti kesintisi sona erecektir&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;">Yemek ücreti kesintilerinin büyük fedakarlıklar gösteren ve 24 saat esasına göre çalışan sağlık çalışanlarını üzen bir uygulama olduğunu belirten Kaçar, &#8220;Geçte olsa Maliye Bakanlığı&#8217;nın genelgesinden kaynaklanan mağduriyetin gideriliyor olması sevindirici bir gelişmedir&#8221; şeklinde konuştu.</span></p>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;">Sağlık-Sen Teşkilatı&#8217;nın, sağlık çalışanlarını mağdur eden bir sorunu çözüme kavuşturmanın haklı gururunu yaşadığını belirten Kaçar, &#8220;85 bini aşan üye kitlemizden ve yurdun dört bir köşesinde hizmet için çırpınan inançlı, azimli teşkilat kadromuzdan aldığımız güçle, önemli bir sorun daha çözüme kavuşturulmuştur. Biz sorunlardan nemalanan değil, çözüme odaklanan bir sendikayız. Bugün itibariyle yemek ücreti sorunundan nemalanma gayreti içinde olanların oyunu bozulmuş bulunmaktadır. Sağlık-Sen, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarını ne kampanya diyerek oyalamış, ne de dilekçe diyerek kandırmıştır. Tribüne oynamak yerine ait olduğu kitlenin karşısına somut bir hizmetle çıkmıştır. Sağlık-Sen bu mücadelesinin karşılığını da varlık nedeni olan sağlık çalışanlarını mutlu edecek bir hizmeti gerçekleştirerek almıştır. Tüm sağlık çalışanlarına hayırlı olsun&#8221; dedi.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sigortasor.com/saglikta-yemek-ucreti-kesintileri-kalkiyor.aspx/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TEB: Taleplerimizin yüzde 100&#8242;ü karşılanmadı</title>
		<link>http://www.sigortasor.com/teb-taleplerimizin-yuzde-100u-karsilanmadi.aspx</link>
		<comments>http://www.sigortasor.com/teb-taleplerimizin-yuzde-100u-karsilanmadi.aspx#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Feb 2009 17:08:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[TEB]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sigortasor.com/?p=111</guid>
		<description><![CDATA[Türk Eczacılar Birliği (TEB) Başkanı Erdoğan Çolak, eczacıların tedarikçi değil sağlık elemanı olduğunun anlaşılmaya başlandığını belirtti. Erdoğan Çolak, Antalya&#8217;da gazetecilere yaptığı açıklamada, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile sözleşmenin imzalanmasından önce eczacıların uzun süredir sıkıntı yaşadığı dönemde Sağlıkta Dönüşüm Projesi&#8217;nin hayata geçirildiğini, bunun da beraberinde birtakım uygulamaları getirdiğini söyledi. Bu dönemde Türkiye&#8217;deki eczacıların, ilaç konusunda kaliteli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">Türk Eczacılar Birliği (TEB) Başkanı Erdoğan Çolak, eczacıların tedarikçi değil sağlık elemanı olduğunun anlaşılmaya başlandığını belirtti.</span></span></span><span id="more-111"></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma;"><br />
<span style="font-size: x-small;">Erdoğan Çolak, Antalya&#8217;da gazetecilere yaptığı açıklamada, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile sözleşmenin imzalanmasından önce eczacıların uzun süredir sıkıntı yaşadığı dönemde Sağlıkta Dönüşüm Projesi&#8217;nin hayata geçirildiğini, bunun da beraberinde birtakım uygulamaları getirdiğini söyledi.</span><br />
</span></span></p>
<p>Bu dönemde Türkiye&#8217;deki eczacıların, ilaç konusunda kaliteli sağlık hizmeti verme isteklerini ortaya koyduklarını, ancak bürokrasiyi artıran ve hastayla eczacının ilişkisini kesen provizyon, eşdeğer ilaç uygulaması ve pozitif liste uygulamalarıyla karşılaştıklarını ifade eden Çolak, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8221;Bu olgular hastayla iletişimi kesince eczacı, &#8216;Ben ne yapıyorum. Ben bir sağlık elemanı mıyım, tüccar mıyım, tedarikçi miyim?&#8217; demek durumunda kaldı. Biz eczacının bir tedarikçi olmadığını, sağlık elemanı olduğunu bu süreçte anlatmaya çalıştık. Zannediyorum o biraz anlaşılır hale geldi. Bu eylemin, bu sürecin sonucunda olumlu bir noktaya geldik. İşin ekonomik kısmı da kısmen çözüldü. Ama asıl meselemiz, eczacıların doğru anlaşılması ve 24 bin eczaneden, Sağlık Bakanlığı ve SGK&#8217;nın doğru yararlanmasıdır. Bu doğru anlaşılırsa önümüzdeki süreçte işbirlikleriyle çok fazla sıkıntı yaratmadan, vatandaşın ilaca kolay ve kaliteli ulaşımını sağlayan, vatandaşa da yük getirmeyecek şekilde bir sistem yürüyebilir. Çabamız bu.&#8221;</p>
<p>-&#8221;DEVLET GARANTÖR OLMALI&#8221;-</p>
<p>Sosyal devlet olmanın gereğinin sağlığa eşit şartlarda parasız ulaşım olduğunu vurgulayan Çolak, &#8221;Hem prim, hem muayene ücreti alıyorsunuz. Bunun ortadan kaldırılması lazım&#8221; dedi.</p>
<p>Bunu herkesin söylemesi gerektiğini belirten TEB Başkanı Erdoğan Çolak, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8221;Biz devletin sağlıkta mutlaka garantör olmasını ve sağlığın daha kaliteli noktaya gelmesi konusunda daha çok çaba göstermesini bekliyoruz. Olanakları olanlardan elbette pirim alınır. Ama bunun toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırılması, &#8216;Primini ödemeyene sağlık hizmeti vermeyeceğim&#8217; demek doğru bir yaklaşım değildir.&#8221;</p>
<p>Çolak, anlaşmadan önce eczanelere yapılmak istenen dayatmalara TEB&#8217;in direnç gösterdiğini, eczacıların bu dayatmaya 22 bin dilekçeyle gereken cevabı verdiğini söyledi.</p>
<p>Eczanelerin devreden çıktığı bir sistemin Türkiye&#8217;de işlemeyeceğini savunan Erdoğan Çolak, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Eczaneler olmadan sağlık hizmeti verilemez. Bizim buradaki uzlaşma arayışımızı hızlandıran en önemli etken, vatandaşın sağlık sorunudur, ilaca ulaşım sorunudur. Taleplerimizin yüzde 100&#8242;ü kabul edilmemiştir. Ama bu vatandaşın ilaçsız kalmaması için uzlaşmadır. Eczacılar birinci basamak sağlık elemanıdır. &#8216;Türk Eczacılar Birliğinin sözleşme yetkisini koyun&#8217; dedik. Koydular. Kazanımlarımız da var, kayıplarımız da. Bizi asıl zorlayan vatandaşın sağlığa ulaşımıdır.&#8221;</p>
<p>-&#8221;YOL ALABİLİRSEK SIKINTI OLMAZ&#8221;-</p>
<p>Erdoğan Çolak, bir soru üzerine, varılan uzlaşmaya karşın ilerde olası bir sorunla karşılaşılması halinde farklı refleks gösterebileceklerini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8221;Her zaman iniş çıkış vardır. Her zaman mücadeleler vardır. Devlet önlem alır, toplumsal gruplar o önlemlere karşı refleks gösterir. Bu önlemler bazen yanlış olabilir. O zaman refleks oluşur. Şu anda bir uzlaşma vardır. Ama önümüzdeki süreçte SGK yeni bir uygulama ortaya çıkarır, olmayacak şeyler çıkarsa o zaman farklı refleksler gündeme gelebilir. Devlet tek alıcı, eczacı da tek satıcıdır. Dolayısıyla bir uyum, partnerlik söz konusudur. Biz SGK ve Sağlık Bakanlığının önemli bir partneriyiz. Bu partnerlik noktasında uzlaşarak, konuşarak yol alabilirsek çok da sıkıntı olmaz.&#8221;</p>
<p>Krizin aşılması sürecinde verilen mücadelede eczacıların Türkiye&#8217;de son yıllarda özlenen ve toplumsal örgütlerde fazla rastlanmayan bir dayanışma gösterdiğini vurgulayan Erdoğan Çolak, ortak hareketleri için tüm meslektaşlarına teşekkür etti.</p>
<p>Haber7</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sigortasor.com/teb-taleplerimizin-yuzde-100u-karsilanmadi.aspx/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KUŞ GRİBİ ENDİŞESİ !</title>
		<link>http://www.sigortasor.com/kus-gribi-endisesi.aspx</link>
		<comments>http://www.sigortasor.com/kus-gribi-endisesi.aspx#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2009 21:30:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kuş gribi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sigortasor.com/?p=102</guid>
		<description><![CDATA[Batı Karadeniz’de kuş göçlerinin Ocak ayında yoğunluk kazandığı Zonguldak’ta, 2006 yılındaki kuş gribi şüphesi ile 2008 yılındaki kuş gribi vakasının da Ocak ayında ortaya çıkması, ekipleri tedirgin ediyor. Her an vaka haberi beklediklerini ifade eden ekipler, olası haberlere karşı hazır bulunuyor. 8 Ocak 2006’da Çaycuma’ya bağlı Çomranlı ve Akyamaç köylerinde ölen 2 kümes hayvanında kuş gribi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span class="haberspot">Batı Karadeniz’de kuş göçlerinin Ocak ayında yoğunluk kazandığı Zonguldak’ta, 2006 yılındaki kuş gribi şüphesi ile 2008 yılındaki kuş gribi vakasının da Ocak ayında ortaya çıkması, ekipleri tedirgin ediyor. Her an vaka haberi beklediklerini ifade eden ekipler, olası haberlere karşı hazır bulunuyor.</span><span id="more-102"></span></p>
<div>8 Ocak 2006’da Çaycuma’ya bağlı Çomranlı ve Akyamaç köylerinde ölen 2 kümes hayvanında kuş gribi tespit edildiği açıklanmış ve 5 bin hayvan itlaf edilmişti. Daha sonra da vakanın kuş gribi olmadığı duyurulmuştu. 2008 yılında Zonguldak, ülke genelinde ilk kuş gribi vakasının görüldüğü il olmuştu. 21 Ocak tarihinde Çaycuma’ya bağlı Sazköy’de bir yaban ördeğinde H5N1 virüsü görüldüğü söylenerek, itlaf çalışmalarına başlanılmıştı. Geçen yıl Zonguldak’ta H5N1 virüsünün yayılmasını engellemek amacıyla da 560 tavuk, 2 kaz ve 20 ördek olmak üzere toplam 582 hayvan itlaf edilmişti. Zonguldak İl Tarım Müdürlüğü ve Çaycuma İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından yürütülen başarılı çalışmalarla hastalık kısa sürede bertaraf edilmişti.</div>
<div>Daha önceki vaka ve vaka şüphelerinin rastladığı Ocak ayında, bölgedeki kanatlı göçlerinin yoğun olması nedeniyle ekipler alarm durumuna geçti. Zonguldak İl Tarım Müdürlüğü ile ilçe müdürlükleri, her türlü olasığılı değerlendirerek, hazırlık çalışmalarını tamamladı. Her an vaka haberi bekleyen ekipler, insanları şüpheli durumlar karşısında kendilerine anında haber verilmesi ve hayvanlarla temas edilmemesi konusunda uyarıyor. Yetkililer, kuş gribine karşı doğrudan maruz kalmanın önüne geçmek ve virüsün yayılmasını önlemek için dikkat edilmesi gereken hususlar konusunda şu uyarılarda bulundu:</div>
<div>“Çiğ etler ve diğer gıdalar için aynı bıçak ile aynı doğrama tahtası kullanmamalı. Çiğ, kanatlı hayvan eti ve diğer mamullerinden oluşan gıdalara eller yıkanmadan dokunulmamalı, şayet temas olursa eller en az 20 saniye süreyle yıkanmalıdır. Yumurtalar, çiğ veya rafadan tüketilmemelidir. Dondurulmuş ve ya çözülmüş çiğ tavuk ve yumurtaların işlenmesinden sonra eller tamamen sabunlu su ile yıkanmalı. Çiğ et ile temas eden tüm yüzey ve ekipmanlar yıkanmalı ve dezenfekte edilmelidir. Kanatlı etinde ürünün merkezi iç sıcaklığının en az 70 dereceye varmasına ve etin pembe kısımlarının kalmamasına özen gösterilmeli. Kanatlı ürünleri, çevrenizdeki kedi, köpek ve benzeri hayvanlara gıda olarak verilmemeli. Aksi halde bu hayvanların atıklarından virüsün yayılmasına ve uzun süre saklanmasına neden olabilirsiniz.”</div>
<div>Henüz kuş gribi vakasının rastlanılmaması sevindirici olduğunu belirten ekipler, Şubat ayı sonuna kadar hastalığı taşıyan hayvanların bölgeden geçme olasılığının bulunduğunu ve diğer kümes hayvanlarına bulaştırabileceğini ifade etti.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sigortasor.com/kus-gribi-endisesi.aspx/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DİYABETLİLERE AYAK BAKIMI UYARISI</title>
		<link>http://www.sigortasor.com/diyabetlilere-ayak-bakimi-uyarisi.aspx</link>
		<comments>http://www.sigortasor.com/diyabetlilere-ayak-bakimi-uyarisi.aspx#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2009 21:25:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ayak bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sigortasor.com/?p=100</guid>
		<description><![CDATA[Zonguldak Diyabetliler Derneği Genel Başkanı Çetin Terzioğlu, diyabet hastalarının sıklıkla ayak sorunları yaşayabileceğini söyledi. Terzioğlu, diyabetli hastalarda iyi kontrol altına alınamayan kan şekeri düzeylerinin enfeksiyon riskini artırdığını kaydetti. Ayağa uygun olmayan ayakkabıların nasırlara yol açabileceğini söyleyen Terzioğlu, ciltte bazen kemiğe kadar uzanan deliklerin yol açabileceğini ifade etti. Çetin Terzioğlu, “Yüksek kan şekeri bakacakların alt kısmına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span class="haberspot">Zonguldak Diyabetliler Derneği Genel Başkanı Çetin Terzioğlu, diyabet hastalarının sıklıkla ayak sorunları yaşayabileceğini söyledi.</span><span id="more-100"></span></p>
<div>Terzioğlu, diyabetli hastalarda iyi kontrol altına alınamayan kan şekeri düzeylerinin enfeksiyon riskini artırdığını kaydetti. Ayağa uygun olmayan ayakkabıların nasırlara yol açabileceğini söyleyen Terzioğlu, ciltte bazen kemiğe kadar uzanan deliklerin yol açabileceğini ifade etti. Çetin Terzioğlu, “Yüksek kan şekeri bakacakların alt kısmına ve ayaklara giden sinirlerde ve kan damarlarında hasara neden olduğundan, uzun yıllardır diyabetli olan hastalarda sıklıkla ayak sorunları gelişebilir. Sinirler ve kan damarlarındaki hasarlar nedeniyle ayaklardaki basınç ağrı ya da sıcaklığı hissedilemeyebilir. Farkına varılmadan ayaklarda yaralar oluşabilir. Ayrıca, dolaşım bozukluğu nedeniyle ayak yaraları genellikle çok yavaş iyileşebilir.” diye konuştu.</div>
<div>Ayağa uygun ayakkabılar giyilmediği takdirde yaralar oluşabileceğini söyleyen Terzioğlu, tedavi edilmeyen yaraların alttaki dokuda enfeksiyon gelişmesine neden olabileceğini söyledi. Yaraların bazen ciltte kemiğe kadar uzanan delikler açılabileceğini dile getiren Çetin Terzioğlu, ciddi kemik enfeksiyonlarında hastanın hayatının kurtarılması için ayaklarının bile kesilmesi gerekebileceğini kaydetti. Çetin Terzioğlu, ayaklarında basınç, ağrı, soğuk, sıcak gibi normal duyuları hissetme yeteneği kaybolan, on yıldan uzun bir süredir diyabetli olan ve 60 yaşın üzerinde olan, diyabet kontrolü yeterli olmayan, ayaklarında daha önce yaralar gelişen, ayaklarında ayak başparmağının başlangıç kısmının genişlemesi ya da başka sorunlar nedeniyle şekil bozukluğu olan hastaların risk altında olduğunu belirtti.</div>
<div> </div>
<div><strong>“AYAKLARINIZI KORUYUN”</strong></div>
<div>Diyabetli hastaların ayaklarına iyi bakması gerektiğini söyleyen Zonguldak Diyabetliler Derneği Genel Başkanı Çetin Terzioğlu, hastaların her gün ayaklarını kontrol etmesi gerektiğini vurguladı. Hastaların her gün ayaklarını yıkaması ve özellikle parmak aralarını iyice kurulaması gerektiğini dile getiren Terzioğlu diyabet hastalarına şunları söyledi: “Çoraplarınızı her gün değiştirin. Pamuklu ya da yünlü çoraplar ayaklarınızı kuru tutmanıza yardımcı olacaktır. Ayaklarınızı 10 dakikadan fazla su içinde tutmayın ve özel ayak banyosu kullanın. Ayak derisini yumuşak tutmak ve çatlamasını engellemek için nemlendirici kullanın. Ancak parmak aralarını nemlendirmeyin. Çünkü fazla nem parmak aralarında çatlaklara neden olabilir. Ayaklarınızda nasır ve siğil ilaçları, jilet ya da nasır temizleyici aletler kullanmayın. Ayak tabanlarınızda nasır ya da siğil varsa doktorunuza başvurun. Tırnaklarınızı kesmeden önce ayaklarınızı yıkayıp kurulayın. Böylece tırnakların kesilmesi daha kolay ve güvenli olacaktır. Uygun ayakkabı giyin. Sıcağa dikkat edin ve ayaklarınıza fiziksel aktivite ya da egzersiz yaptırın. Bu hareketler kan dolaşımını arttırmaya yardımcı olabilir.”</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sigortasor.com/diyabetlilere-ayak-bakimi-uyarisi.aspx/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zatürre heryıl 2 milyon çocuk öldürüyor!</title>
		<link>http://www.sigortasor.com/zaturre-heryil-2-milyon-cocuk-olduruyor.aspx</link>
		<comments>http://www.sigortasor.com/zaturre-heryil-2-milyon-cocuk-olduruyor.aspx#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2009 21:18:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[zatüre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sigortasor.com/?p=98</guid>
		<description><![CDATA[Zatürre 5 yaş altındaki çocuk ölümlerinin yüzde 20&#8242;sinin nedeni iken, Türkiye&#8217;de çocuk ölümlerinin en başında seyrediyor. Araştırmalara göre 5 yaş altındaki çocuk ölümlerinin yüzde 20&#8242;sinin nedeni zatürre olarak belirlenirken, dünyada her yıl 2 milyondan fazla çocuk bu hastalık yüzünden ölüyor. Türkiye&#8217;de 5 yaşından küçük çocuklarda ölümlerin başta gelen nedeni zatürre olarak gösteriliyor. Pek çok virüs, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zatürre 5 yaş altındaki çocuk ölümlerinin yüzde 20&#8242;sinin nedeni iken, Türkiye&#8217;de çocuk ölümlerinin en başında seyrediyor.<span id="more-98"></span></p>
<p>Araştırmalara göre 5 yaş altındaki çocuk ölümlerinin yüzde 20&#8242;sinin nedeni zatürre olarak belirlenirken, dünyada her yıl 2 milyondan fazla çocuk bu hastalık yüzünden ölüyor. Türkiye&#8217;de 5 yaşından küçük çocuklarda ölümlerin başta gelen nedeni zatürre olarak gösteriliyor. Pek çok virüs, bakteri veya mantar zatürreye neden olurken, ancak bunlar içinde en çok rastlanan etken pnömokok ismi verilen bakteriler olarak tanımlanıyor.</p>
<p>Samsun Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Kasapdoğlu, zatürrenin klinik tablosu çocuğun yaşına ve zatürreye neden olan mikroplara göre farklı olduğunu, ancak yüksek ateş ve öksürük temel belirtiler arasında sayıldığını söyledi.</p>
<p>Küçük bebeklerde öksürük olmadan da zatürre olabileceğinin unutulmaması gerektiğini ifade eden Kasapoğlu, &#8220;Zatürrenin çok önemli bulguları, nefes alırken kaburga aralıklarının içeriye doğru çekilmesi ve çocuğun solunum zorluğu içinde olmasıdır. Solunum hızının 1 yaşın altındaki bebeklerde 50&#8242;nin, 2-5 yaş arasındaki çocuklarda 40&#8242;ın ve 5 yaşından büyüklerde de 30&#8242;un üzerinde olması zatürre veya başka bir ciddi solunum yolları hastalığının işaretidir&#8221; dedi.</p>
<p>Burun kanadı solunumu, solunumun hırıltılı olması, dudakların morarması da zatürreye ait belirtiler arasında yer alabileceğini vurgulayan Kasapoğlu, &#8220;Zatürre, küçük çocuklarda ateşle beraber uyuklama veya huzursuzluk, karın ağrısı, kusma, ishal veya beslenme bozukluğu gibi belirtilerle de çıkabilir. Zatürre tanısı çoğu zaman klinik belirti ve muayene bulgularına dayanılarak konur. Her hastaya akciğer röntgeni çektirilmesi gerekli değildir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Zatürre riskini artıran risk faktörlerine değinen Kasapoğlu, düşük doğum tartısı ve prematürelik, anne sütü almama, beslenme bozuklukları, D vitamini eksikliği, evde sigara içilmesi, kalabalık evlerde yaşama, kızamık ve boğmaca aşılarının yapılmamış olması, ailenin sosyoekonomik düzeyinin düşük olması gibi nedenler olduğunu kaydetti.</p>
<p>Zatürrenin tedavi yöntemleri hakkında bilgi veren Kasapoğlu, &#8220;Zatürre, özel durumlar dışında ev şartlarında da tedavi edilebilir. 2 aylıktan küçük bebekler, ağır zatürre belirtileri gösteren çocuklar, tekrarlayan zatürresi olanlar, altta yatan kalp veya diyabet gibi hastalığı olanlar ile iki günlük antibiyotik tedavisine cevap vermeyenlerin mutlaka hastanede yatırılarak tedavileri gerekir. Genel durumun düzelmesi, ateşin düşmesi gibi iyileşme belirtileri ilk 48 saat içinde görülür. Antibiyotik tedavisinin süresi 7-10 gündür&#8221; diye konuştu. Kasapoğlu, bebeklik dönemi aşılama takviminde konjuge pnömokok aşısı (KPA) uygulaması olduğunu da hatırlattı.(iha)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sigortasor.com/zaturre-heryil-2-milyon-cocuk-olduruyor.aspx/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser &#8211; Erkekler daha fazla risk altında!</title>
		<link>http://www.sigortasor.com/kanser-erkekler-daha-fazla-risk-altinda.aspx</link>
		<comments>http://www.sigortasor.com/kanser-erkekler-daha-fazla-risk-altinda.aspx#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2009 21:12:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sigortasor.com/?p=96</guid>
		<description><![CDATA[Tütün ürünleri, alkol ve bazı besinlerdeki kanserojen maddeler ve fazla güneş ışığına maruz kalınması gibi faktörler ağız kanseri riskini artırıyor. Erkeklerde görülme olasılığı kadınlara oranla 2 kat fazla olan ve genellikle 45 yaşın üzerinde ortaya çıkan ağız kanseri, dil, ağız tabanı, dil köküne yakın yumuşak damak alanları, dudaklar ve dişetlerinde görülüyor. Erken dönemde teşhis edilerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="short_content">Tütün ürünleri, alkol ve bazı besinlerdeki kanserojen maddeler ve fazla güneş ışığına maruz kalınması gibi faktörler ağız kanseri riskini artırıyor.</div>
<p><span id="more-96"></span></p>
<div class="short_content">Erkeklerde görülme olasılığı kadınlara oranla 2 kat fazla olan ve genellikle 45 yaşın üzerinde ortaya çıkan ağız kanseri, dil, ağız tabanı, dil köküne yakın yumuşak damak alanları, dudaklar ve dişetlerinde görülüyor.</p>
<p>Erken dönemde teşhis edilerek tedavi edilmezse yayılarak sürekli ağrı, fonksiyon kaybı, tedavi sonrası düzeltilmesi mümkün olmayan yüz ve ağız deformiteleri, ileri düzeyde ölümlere neden olabiliyor. Diş hekimine düzenli aralıklarla gidilmesi ağız kanserlerinin erken dönemde yakalanması açısından da önem taşıyor. Ağız kanserlerinin nedeni tam olarak bilinmezken, tütün ürünleri, alkol ve bazı besinlerdeki kanserojen maddeler ve fazla güneş ışığına maruz kalınması gibi faktörler ağız kanseri riskini artırıyor. Genetik yatkınlık da ağız kanserleri için risk faktörleri arasında görülüyor.</p>
<p>Diş hekimi Abdullah İlker, kanser belirtilerinin ağız içinde veya etrafında beyaz, kırmızı renkli alanların oluşması, ağız içinde hassas, tahriş olmuş, kabarık veya kalınlaşmış alanların olması, ağızda veya boğazda tekrarlayan kanamalar, seste boğukluk veya boğazda yutulamayan cisim olduğunu söyledi. Dil veya ağzın diğer bölgelerinde his kaybı, uyuşukluk, alt veya üst çenede meydana gelen şişlikler, bunun sonucu mevcut protez uyumunun bozulmasının belirtiler arasında olduğunu dile getiren İlker, ağız<br />
kanseri lezyonlarının başlangıç döneminde ağrısız olduğunu, kanser ilerleyerek sağlıklı ağız dokularında harabiyet oluşturdukça ağrı şikayetinin başlayacağını belirtti.</p>
<p>Kanser riskinin azaltılması için alınması gereken önlemler hakkında bilgi veren İlker, &#8220;Sigara, pipo gibi tütün ürünleri kullanılmamalı, tütün çiğnenmemeli. Aşırı alkol kullanılmamalıdır. Hem alkol hem de tütün ürünlerini kullanan kişilerde ağız kanseri riski 15 kat daha fazla artış göstermektedir&#8221; dedi.</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sigortasor.com/kanser-erkekler-daha-fazla-risk-altinda.aspx/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
